TÜGVA OSMANİYE’DEN DARBELER TARİHİ KONFERANSI - TÜGVA

TÜGVA OSMANİYE’DEN DARBELER TARİHİ KONFERANSI

Vakfımızın Osmaniye Temsilciliği’nde düzenlenen darbeler tarihi konferansında bu yıl 15 Temmuz’da yaşadığımız son hain darbe girişimi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil tarafından ilginç yönleriyle ele alındı.

Cebelibereket Kültür Merkezi’nde “Osmanlı’dan Günümüze Darbeler Tarihi” konulu konferansın konuşmacısı olarak katılan Tarihçi Yazar Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, 15 Temmuz darbe girişimini Abdülhamit Han’a yönelik darbeye benzeterek, “Darbe olsaydı, bugün Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey yoktu. Bunu net yazın. Nasıl Abdülhamit Han gitti. Osmanlı diye bir şey yok. Bu darbe başarılı olsaydı, Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey yoktu” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı Devleti dönemindeki darbeleri kıyaslayan Prof. Şimşirgil konuşmasına şöyle devam etti;

“Osmanlı’da öncekilere benzemeyen bir darbe oldu. Abdülhamit Han darbesi. Bu darbe öncekilere hiç benzemiyor. Abdülhamit Han tahta çıktığında, Osmanlı yıkıldı yıkılacak bir devletti. Paylaşılan bir devletti. Dünyanın en büyük siyasi dehalarından biri Abdülhamit Han devletin başına geldi ve ona yapılan darbe Osmanlı’nın sonu oldu. Osmanlı yok oldu ve devleti paylaştılar. Abdülhamit Han, ‘kardeş kanı dökülmesin’ diyerek çekildi. Bugün bir darbe daha yaşadık. 15 Temmuz darbesi ama tepedeki adam ‘kardeş kanı dökülmesin’ demedi. Demiş olsaydı, bugün Türkiye diye bir devlet yoktu. Cumhuriyet’te de darbeler oldu. Alıştık darbeye, kötü şeylerden vazgeçemiyoruz. Yepyeni bir Cumhuriyet, yepyeni bir sayfa açtık ama aradan zaman geçmeden darbeler yeniden gelmeye başladı. 60, 80 darbesi, 71 Muhtırası, 28 Şubat yani postmodern derler ama 12 Eylül’den baya ileriydi. İkisini yaşadım ve çok iyi biliyorum. Tarihçi olarak da değerlendiriyorum. Bir önceki rahmet okutacak darbeydi. Fakat bu darbeler, aynı Osmanlı’daki ilk darbeler gibiydi. Yani Abdülhamit Han öncesi darbelere benziyor. Osmanlı’da darbecilerin hepsini kestiler. Ama Abdülhamit Han’a darbe yapanlar kaldılar ve bir daha bırakmadılar. Ama bu darbe, Abdülhamit Han darbesi gibiydi. 15 Temmuz darbesini önceki darbelerle zerre kadar alakalı görmeyin. Her darbe bir ülkeyi 10 yıl, 20 yıl, 50 yıl geri götürür derler doğrudur ancak bu darbe başarılı olsaydı Türkiye Cumhuriyeti yok olacaktı”

“Halife sıfatıyla buraya gelecekti”

15 Temmuz darbesinin gerçekleşmesi durumunda Güneydoğu’nun elden gideceğini ileri süren Prof. Dr. Şimşirgil, “Orası önce Kürde mi verilir. Daha sonra Ermeni’ye mi gider. Sonuç olarak bizde değildi. Anadolu’da 5 milyon insan ölecekti. Bunu en az söylüyorum. Bu 10’a çıkar, 15’e çıkar bilemem. Sur içi ve İstanbul, yani bu yaka FETÖ’nün yakası olacaktı. Sur içi papanın halifesinin yeri olacaktı. Çünkü Pensilvanya’daki adam Halife sıfatıyla buraya gelecekti ve oturacaktı. Bu malum grubun büyümesi 1980’lerde başladı. Önce okullaşmaya başlayıp, kartopu gibi büyüdüler. Amerika Birleşik Devletleri’nde veya İsrail’de bir okul açalım. Almanya’da bir okul açalım kolay mı? Türkiye’den özellikle 2 adam yardım ediyordu bu gruba. Biri Üzeyir Garih, diğer ise İshak Alaton. FETÖ’yü ve onları destekleyenleri yeni fark ettiğimi düşünmeyin 35 senedir faaliyetlerini etrafımdaki herkese anlatırım. Sizlere Zaman Gazetesi’nin web sitesinde Papa’ya hitaben ele alınan bir yazıdan bahsedeceğim. İlk 5 cümlesinin dikkatle okunmasını istediğim mektupta şöyle yazar; ’Sayın Papa Cenapları, Papa 6. Jean Paul başlattığı diyalog ikliminin bir parçası olarak huzurunuzdayım. Bu diyaloğun gerçekleştiğini görmek beni bahtiyar kılacaktır. Âcizane buna bir nebze katkı verebilirsem, kendimi dünyanın en bahtiyar insanı addedeceğim. Bugüne kadar İslamiyet, yanlış anlaşılmış bir din olmuştur. Bunda en büyük suç Müslümanlarındır. Sayın Papa Cenapları…’ Diyalogu kim başlatmış anladınız mı?” diye dikkat çekti.

“Yavuz Sultan Selim’in kaftanını giyip gelecekti”

480 senedir Yavuz Sultan Selim’in sandukasının üzerindeki kaftanın kaybolduğunu öne süren Prof. Dr. Şimşirgil, kaftanın hikâyesine değinerek, bir gün Kemal Paşa’nın atının ayağındaki çamur Yavuz Sultan Selim’in kaftanına kirletir. Yavuz Sultan Selim de “Âlimin atının ayağından sıçrayan çamur, benim için bir şereftir. Öldüğümde bu çamurlu kaftanı üzerime örtün” der ve 480 senedir Yavuz Sultan Selim’in sandukasının üzerindeki yerini alır bu kaftan. Âlime verilen hürmet ve ilme verilen değerin bu derece yüksek olduğunu ifade eden Prof. Şimşirgil, “10 senedir yok bu kaftan. Yanından ayrılan Latif Erdoğan söyledi. Ben diyordum ki, o kaftanı giyip gelecek o. Çünkü Yavuz Sultan Selim bizim ilk halifemiz. İntikamını alacaklar. İlk Müslüman Halife. O da Halife sıfatıyla gelecek. Dikkat edin, Latif Erdoğan demişti ki ’o kaftanı çalmışlardı’ dedi. O giyip gelecekti. Beyazıt Camii İmamı, 15 gün önce o yüzden tutuklandı. 24 Ağustos 2016 tarihinde bu kaftan türbenin üzerindeki yerine aldı. Tam on sene sonra orada” şeklinde ifade etti.

Türkiye Gençlik Vakfı © 2015 | Tüm Hakları Saklıdır

close